KUDEM_IFIS_IZ_itikaf_1

İFİS&İZ, Ramazan ayının son on gününde manevî ve ruhî arınmanın diğer adı olan İtikaf’ı hasret ve iştiyakla karşılar

Sözlük anlamı itibariyle “bir şeye devam etmek, bir şey’i bekleyip durmak” gibi anlamları bünyesinde barından itikâf kelimesi, ıstılâhî olarak “oruçlu olarak ibadet amacıyla ve namaz kılınan herhangi bir yerde kalmayı” ifade etmektedir. Hazret-i Allah’ın kullarına bir rahmet olarak lutfettiği itikâf ibadeti, kulun dünyanın her türlü meşgalesinden sıyrılıp Rabbine bütün varlıyla yönelmesi için kaçınılmaz bir fırsat teşkil etmektedir. Nitekim pek çok rivayetlerde Cenab-ı Hakk’ın sevgisini kazanmanın kendisine tâbi olmaktan geçtiği Peygamber-i Zîşân Efendimiz’ın (s.a.v.) mübarek Kadir Gecesini aramak üzere itikâfa girdiği zikredilmekte ve bu feyizli ibadetin sünnet-i müekkede olduğu ifade edilmektedir.

Allah’ın lütfu ve keremiyle bu yıl bu feyizli iklime Mayıs ayının 24’üncü günü itibariyle girmiş olacağız. Bu vesileyle İFİS&İZ , tüm müslümanların bu sevincine iştirak eder ve mübarek Ramazan ayının bu son on gününün tekli gecelerinde gizli olan ve bin aydan daha hayırlı olduğu ifade edilen Kadir gecesini tebrik eder.

Bu feyizli zaman dilimini en verimli şekilde değerlendirme sadedinde Habîb-i Kibriyâ Efendimiz (s.a.v.) cemaatle namaz kılınmasını (bkz. Muvatta, İtikaf, 17) ve bol bol Kur’ân-ı Kerîm’in okunmasını tavsiye etmişlerdir. İnanlar için en güzel örnek konumunda olan Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu bereketli süre zarfında ne denli hassas davrandığını ve sunulan bu manevi ikramlardan mümkün mertebe istifade etme hususunda âzâmi gayret gösterilmesi gerektiğini Hz. Âişe vâlidemiz (r.a.) şu ifadelerle dile getirmektedir: ‘‘Hz. Peygamber (s.a.v.), Ramazan’ın son on gününde ibadet ve kulluk için gösterdiği gayreti başka zamanlarda göstermezdi’’ ve ‘‘Hz. Peygamber (s.a.v.), Ramazan’ın son on günü girince gecelerini değerlendirmek için ciddi bir gayret içerisine girer ve aile fertlerini de uyarırdı’’ (bkz. Ebû Dâvud, Salât, 318; Tirmizî, Savm, 73).

Unutulmaya yüz tutmuş bir sünneti ihyâ edip yaşatan kimsenin Mahbûb-u Hüdâ Efendimizi (sav) sevmiş olacağı ve O’nunla birlikte cennette beraber olacağı (bkz. Tirmizi, Sünen, İlim, 39/16) müjdesine nâil olmak dileğiyle Yüce Mevlâ’dan bizleri, itikâf ibadetini hakkıyla yerine getirerek Zâtına yaklaşanlardan eylemesini, bu sünneti yaşayarak bugüne kadar getiren Sahâbe-i kirâm Efendilerimizi (r.a.) nasıl bereketlendirmiş ise bizi ve nesillerimizi de öyle bereketlendirmesini niyaz eder, bu mübarek gün ve gecelerin bütün insanlığa barış, sevgi, kardeşlik ve esenlik getirmesini temenni ederiz.

Share this post

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email